Ülkemizde eskiden beri resim sanatı belirsizlik içindedir. Toplumumuz sanat konusunda da bilimsel, inandırıcı bilgi ve yorumlara gereksinim duymaktadır. Bu konularda görsel ve yazılı basında bir çok yayın yapıldığı halde maalesef çağdaş sanat alanında gerektiği kadar ilerleme sağlanamamaktadır. Herkes dünyayı değiştirmeğe çalışıyor, fakat hiç kimse kendisini değiştirmek için çaba sarf etmiyor. İnsanlara değiştirmek değişmekten daha cazip geliyor. Herkes "Sistem bozuk" diyerek kolayca işin içinden çıkmak istiyor. Hocasından gördüğünü öğrencisine aktarmış; öğrencisi de kendinden sonraki kuşaklara bunu aynen aktaracak ve onlar da sistemin bozukluğundan yakınacaklar. "Böyle gelmiş böyle gider" zihniyetiyle hareket edildikçe, insanın kendisini yenilemeyip çağa ayak uyduramadığı müddetçe sistemin değişmesini beklemek hayal olur. Ressamın insan ruhunun derinliklerine girebilmesi için de felsefeyi iyi bilmesi gerekmektedir. Ülkemizde sanat eğitim ve öğretiminin istenilen düzeyde felsefi, pedagojik, psikolojik ve estetik alanlar içinde verilememesinden dolayı bireyler istenilen düzeye erişememiştir.
Picasso’nun "Aramıyorum buluyorum." demesindeki anlam, şüphe ve endişelere yer vermeden bilgi birikimini kendi üslubu içinde yapıtlarına aktarmasıdır. Birey eserini meydana getirirken şüphe ve endişelerden kendini arındırmalıdır. Şüphe ve endişe içinde yaptığı tablodaki duygu ve bütünlüğü kaybederek estetik temel öğeleri belirleyemez.
Öncelikle sanatçının istekli olması gereklidir. Çalışacağı ortam minimum bir atölye havasında olmalıdır. Gerekli olan resim sehpası (şövale), tabure, küçük boya ve palet masası, çalışacağımız tekniklere uygun boyalar, fırçalar, tuvaller ve diğer gereçler hazır olmalıdır. Sanatçı birikimlerini tuvaline aktarırken kendi dünyası içinde mutlulukların en güzelini yaşar. Duygularını ve yaratıcılığını tuvale aktarır. Birey bu ortamda çalışırken dış etkilerden elinden geldiğince uzak durmağa çalışmalıdır. Aksi takdirde eşinin, çocuğunun, komşusunun veya herhangi bir yakının müdahalesi çalışanda büyük bir moral bozukluğuna neden olabilir. Birey bu konuda bilinçli olmalı bu işi daha iyi bildiğine inanmalıdır. Tuvaline duygularını ,hislerini, heyecanını aktardığına inanarak yoluna devam etmelidir.