Herkes kolayca resim yapabileceğine inanıyor. Yetişkinler de kendine bir uğraş bulabilmek için kurslara giderek çalışmalar yapıyorlar. Sorarsanız ‘hobim’ deyip geçiştiriyorlar. Aslında kendilerini hazır zannediyorlar. Bu işi kolayca yapacaklarına inanıyorlar. Bazıları da daha önce çalıştığı yerlerde öğrendikleriyle, bilhassa kopya çalışmaları yaptıklarından, algılama ve yorumdan yoksun kalarak çelişkiye düşüyorlar. Çoğu, gerçek sanat alanından uzak olduğunu çabucak anlayarak büyük bir dönüş yapıyor, gerçek sanat alanı içine giriyor; bazıları da anlamamakta direnç göstererek yine kendine uygun olan yerlere gidiyor.
Birey, kendine uygun olan el becerisi (zanaat veya sanat) ile yapacağı alan içinde bilgilenerek, öğrenmek istediklerini kaynaklardan araştırmaya yönlenmelidir. Yapmış olduğu işten hoşnut kalmayı ve işin özüne inerek kendisini ifade etme olanağını sağlamalıdır. Amaç, sahip olduğumuz yetilerimizi uyandırarak ilgi kurduğumuz alan içinde bilimsel olarak çalışmalarımızı sürdürmektir.
Aslında yanlış öğretilmiş bilgi ve becerilerin esiri olmuş birçok kişinin her şeyi biliyormuş gibi davranmaları çok yanlıştır. Bu kişilerin çok şey bildiklerini zannederek başkalarını eleştirmesi bilgisizliklerini ortaya koymaktadır. Çoğu zaman sanat yapıyorum diye kopya veya özentiye girerek kendini aldatanlar vardır. Bu mutluluk çok kısa sürerek kişiyi özgün sanattan uzaklaştırır.
Özgün sanatçı, geçen zaman diliminde kendini yetiştirerek gösterişten uzaklaşacak, uğraş verdiği yapıtlarında eksik yanlarını akıl ve yaratıcığı ile yenilikler içinde bulacaktır. Sanatsal uğraş içinde ruh ve vücut dilinin de önemi çok büyüktür. Konularımızı koşullanmadan belirlemeliyiz. Yaşadığımız atmosfer içinde duyum ve algılama eksikliği olursa zorluk çekeriz. Sanatın (resim) tarihini bilimsel olarak araştırmamızda ve kendimizin nerede olduğunu bilmemizde yarar vardır. Yapıtlar estetik, felsefe, sosyal ve kültürel açıdan mahrum ise içeriği ne olursa olsun boş bir alanın boyanmasından ileri gidemez.
Tuval karşısında gereksiz kurallar içinde kalarak boğuşmakla bir yere varamayız. Bireysel çalışmalarda bütün tablonun sorumluluğu o bireye aittir. Birey bu konuda bilimsel ve kültürel açıdan istenilen düzeyde değilse çevresinde kendisini yönlendirecek birini arar. Yönlendirici bu konularda yeterince açık olmalı ve öğrencisiyle bildiklerini paylaşmalıdır. Öğrencisine kopya yaptırmakla bir yere varılamayacağını anlatmalı ve ona göre yönlendirmelidir.
Uzun yıllar bu kurslarda yetişen öğrencilerimin içinde arzu, istek ve sanata karşı duydukları yakınlık sonucunda bilimsel sanat eğitimi içinde çalışarak kendilerini yetiştirdiklerini gördüm. Hatta sanat eğitimi almış birçok kişiyi geride bırakacak kadar ileri gitmişlerdir. Bunları yazmaktaki amacım, sizlerin sanat alanı içinde kendinize bir yer bulabilmeniz içindir.